İMAM HATİP OKULLARININ ENDÜSTRİ 4.0 İLE SINAVI

Bir tanıma göre, Eğitimin iki amacı vardır.

  • Sosyal Boyutu: Siyasal bir karar olup, Hükümetler nasıl bir toplum yaratmak isterse, ona ilişkin değerleri yaratıp, yerleştirmek ister.
  • Ekonomik boyutuyla, öğrencilere beceri kazandırmak, düşün ve kol emeklerini verimli kılmak, kazanılan becerileriyle, uygun bir iş bulup, iyi bir ücretle yaşamlarını sürdürürken, kazançlarından devlete vergi vermelerini sağlamaktır.

Eğitimin sosyal amaçları, Hükümetleri ilgilendirirken, Ekonomik boyutu bütünüyle, öğrenci ve velilerini ilgilendirmektedir.

Çünkü eğitimin bir amacı toplum içinde kültürlü bir birey olmaksa da, diğer en önemli sonucu, mezun olan her öğrenci, mezuniyet sonrası, eğitim döneminde kazandığı beceriyle uygun bir iş bularak, toplum içinde saygın bir birey olmak ister. Ayrıca, mezun olan her birey, okurken edindiği bilginin yaşamını kolaylaştıracak bir unsur olmasını da ister.

Gelinen noktada bunun mümkün olmadığını yaşayarak görmekteyiz.

Geçmişten bu güne, Hükümetlerin Eğitimde ki siyasi tercihleri,  Ekonomik beklentilerini zayıflatmaktadır.

Özellikle son yıllarda yapılan değişikliklerin ana ekseni İmam Hatip Okulları ve İlahiyat Fakültelerini çoğaltılarak öğrenci sayılarını arttırmaktır.

Hükümetlerin görevi, üretim süreçlerine uygun  eğitim politikalarıyla, sektörlerin ihtiyacına uygun eğitim ve öğretim programlarının hazırlanması ve uygulamasıdır.

İmam Hatip Okulları ve İlahiyat Fakültelerinin amacı, mezunlarıyla toplumun ihtiyacı olan bilgili ve donanımlı din adamlarını yetiştirmektir. Bu okulların varlığı ve amacı tartışma dışıdır.

Konuşulması gereken, toplumun bu alandaki ihtiyaçları ile mezunları arasındaki sayı farkıdır. Sorun ihtiyaç planlamasıdır.

Bu uygulama ile bir yandan Diyanet İşleri Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlıklarının ihtiyacının çok üstünde mezun verirken, diğer sektörler in ihtiyacı olan elamanların yetersizliğidir.

2017 verilerine göre Diyanet İşleri Başkanlığımızın istihdam ettiği toplam personel sayısı 117 378, Yıllık alınan personel sayısı da 5000. Bir o kadar da Milli Eğitim Bakanlığına alınmaktadır.

Halbuki İmam Hatip Orta Okullarında ki öğrenci sayısı 2016-2017öğretim yılında

657 020 öğrenciye ulaşmıştır. Aynı dönemde İmam Hatip Liselerinde ki öğrenci sayısı 634 406. 4 yıllık olan bu okullarımızdan her yıl yaklaşık 150 000 öğrenci mezun olmaktadır. Ayrıca sayıları 105 e varan İlahiyat fakültelerine alınan öğrenci sayısı yıllık 14 700 dür.

Beklenen mezun sayısı toplan 165 000 e ulaşırken, kendi alanında istihdam edilenlerin sayısı 10 000 civarında.

İmam Hatip Liselerinden mezun olan öğrencilerin Üniversite sınavlarında çok başarılı olmadıkları da sonuçlarıyla ortada.

Peki, bin bir umutla İmam Hatip Okulları ve İlahiyat Fakültelerine kaydolup mezun olan bu öğrencilerin iş imkanları açısından nasıl bir gelecek bekliyor?

Anne ve Babalar bu sonuçtan memnun mu?

Bu okullardan mezun olan gençler, her yıl daha da ileri teknolojilerin kullanıldığı Sanayide ana eleman olmaları oldukça zor. Turizm ve Ticarette mesleki eğitime tabi tutulan diğer elemanların yanın da, İmam Hatip ya da İlahiyat Mezunlarının iş bulma şansı çok az.

Bu mezunlar, diğer mesleki eğitim görmüş mezunlar yanında vasıfsız elaman olarak çalışmaya ne kadar razı olur. Aynı süre eğitim görmüş, fakat çalışacağı sektör e ilişkin beceri kazanmamış bu mezunlar, çalışmak zorunda kalsa bile, ne kadar mutlu olacaklardır?

Bütün dünya da fenomen olup, bizim sanayicimizin de erişmek istediği Endüstri 4.0 a

mevcut mühendislik Fakülteleri ve meslek liseleri bu işe yetmezken, çoğaltılan İmam Hatip Liseleri ve İlahiyat Fakültelerinin mezunları ile bu hedefe nasıl varacağız?

Türkiye Ekonomisi Orta gelir Tuzağına takılırken en büyük neden, Orta Eğitim Tuzağına düşen eğitim politikamızdır. Orta Gelir Tuzağını aşmak için, Orta Eğitim Tuzağından çıkmamız gerekir.

Katma değeri yüksek ürün, İleri teknolojiyi kullanacak ileri mesleki eğitim görmüş ana elemanlarla mümkündür.

Dünyanın en ileri teknolojisine sahip araç ve ekipmanlar sahip olsak dahi, bu araçları  kullanacak personel olmadıkça, metal yığını olmaktan öteye geçemezler.

Eğitim politikalarında Din Eğitimi ve Kültür Derslerine ağırlık verilmesi TEOG sınav sonuçlarında da kendini göstermektedir.

27-28 Nisan´da gerçekleştirilen TEOG sınavına 1 168 048 öğrenci katıldı. Sınav sonunda, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisinden sorulan 20 soruyu 172 405 öğrenci tamamını çözerken, Fen ve teknoloji de 44 959 öğrenci, Matematik testini 20 299 kişi soruların tamamını çözebilmiştir.

 Matematik,  Fen ve Teknoloji Dersleri en az Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersleri seviyesine gelmedikçe, Endüstri 4.0 ı erişmemiz mümkün değildir.