PUSU GAZETECİLİĞİ…

Sözcü gazetesi yazarlarından Necati Doğru’nun literatürümüze kazandırdığı bir benzetme var..

PUSU GAZETECİLİĞİ!…

Bu gazeteci modeli, günümüzde yandaş kesimde yaşam alanı buluyor, teşvik görüyor, nemalanıyor..

Bunlar sadece iktidara değil, kendilerine maddi menfaat sağlayan güç odaklarına hizmette sınır tanımıyor..

İsimlerini başına TETİKÇİ, ÖZEL GÖREVLİ GAZETECİ, MUHBİR gibi sıfatlar eklenen PUSU GAZETECİLERİ sizin zayıf kaldığınız bir anınızı bulup aldıkları emirle başlıyorlar hizmet etmeye..

Amaçları toplumdaki saygın kişilerin ve kurumların moralini bozmak, yılgınlık yaratmak ve itibarsızlaştırmak olan bu tetikçiler insanın aklına ve hayaline gelmeyecek iftiraları ambalajlayıp, hep bir ağızdan adeta karga sürüsü gibi saldırıya geçiyorlar..

Aldıkları emirle kişilerin ve kurumların şeref ve haysiyetleri ile oynayanlar, sosyal medyada bir araya geldikleri 3-5 kişi ile itibarsızlaştırma çabası içerisinde algı operasyonu başlatanlar, üstüne birde çıkıp yazdıkları yazılarla GAZETECİLİK dersi veriyorlar..

Hiç utanmadan, sıkılmadan..

Adı üstünde ‘pusucu’dur bunlar..

Leke sürerler..

Çamur sıçratırlar..

Haysiyet cellatlığı yaparlar..

Şimdi nereden çıktı bu PUSU GAZETECİLİĞİ diyeceksiniz?

Söyleyeyim..

Bu kent malesef BASIN anlamında çok fazla itibar kaybı yaşamış..

Çünkü çoğu basın kuruluşu malesef ticarethane olarak görüldüğü için bu kurumlarda gazeteci yetişmemiş haliyle..

Yetişmek için gelen yetenekli gazeteciler de mevcut yapıya tanıklık ettiklerinden şanslarını başka kentlerde denemeye kalkmış..

Ortalık boş kalmış, eline bir fotoğraf makinesi alan, 2 yazı karalayan olmuş sana GAZETECİ..

Bu süre içerisinde yozlaşan meslek haliyle bünyesinde safralar yetiştirmiş..

İşte söz konusu safralar son günlerde o kadar artmış ki, PUSU GAZETECİLİĞİ tam da onları tanımlayan bir benzetme olup çıkıvermiş karşımıza..

Bugün itibari ile o kadar çok ki bu pusuya yatan gazeteci bozmaları..

Leke sürmek, çamur atmak, insanların ve kurumların haysiyetiyle oynamak için yatmışlar pusuya..

Ellerine aldıkları bir fotoğraf makinesi, kurdukları bir internet sitesi, yazdıkları 3-5 yazı ile bugün aramızda bu zat-ı muhteremler..

İtibar etmeyiniz..

Beslemeyiniz..

Son olarak; Bu kentte gazetecilik mesleğini yapan namuslu, şerefli ve onurlu kalemler de var tabiki..

Meslek ilkeleri sebebiyle asgari ücret ile yaşam savaşı veren, ancak maaşları dışında bir gelirleri olmadığı için, yaşadığı maddi güçlüklerle mücadele etmekten, mevcuttaki safralarla mücadele etme gücünü bulamayan gerçek gazeteci onlar..

Bu saygın mesleğin az da olsa itibarı varsa bu arkadaşlardır mimarı.. İyi ki varlar..