Çocuklar oyunlarla terapi edilecek

Mersin Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü’nde gönüllülerin ve öğretim görevlilerinin yardımıyla  ‘Çocuk Oyun Terapi Odası’ kuruldu.

Mersin Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nde gönüllülerin desteği ve fakültedeki görevlilerin yardımıyla ‘Çocuk Oyun Terapi Odası’ kuruldu. Gelecek yıl faaliyete geçecek olan oda, duygu, düşünce ve davranışlarında zorlanmalar yaşayan çocuklara psikolojik yardım hizmetinde bulunmayı hedefliyor.

Odada görevli olacak olan Arş. Gör. Ozan Kayar, “Çocukta 3-6 yaş, oyun dönemi olarak kabul edilir. Ama 6 yaşından sonra oyun bitmemeli. Her türlü işimize, gücümüze, eğitim faaliyetimize oyunu dahil edebiliriz.  Oyun olmazsa ne olur?mÇocuğun hayatı kısır kalır. Yetişkin için de geçerli bu. Her şeyi görev gibi yapmaya başlarız. Eğlenceyi, yaratıcı eylemi hayatımızdan çıkarmış oluruz” dedi.

“PROBLEMİNE DEĞİL, ÇOCUĞA ODAKLANIR”

“Oyun terapisi, duygu, düşünce ve davranışlarında zorlanmalar yaşayan çocuklara psikolojik yardım hizmetinde bulunmayı amaçlayan ve bunu yaparken de oyun ve oyuncakları kullanan bir psikoterapi yöntemi” diyen Arş. Gör. Ozan Kayar, “Oyun ve oyuncaklar aracılığı ile çocukların ihtiyaçlarını ifade etmelerine yoğunlaşan özel bir süreç. ‘Çocuklar cezalandırılma ya da yargılanma korkusu sebebiyle söyleyemediklerini, duygularını oyuncakları kullanarak ve oyunlarla daha kolay gösterebilirler.’ varsayımına dayanan en yaygın kullanılan çocuk psikoterapisi yöntemlerinden biri. Her terapiden önce amaçlarımız ve hedeflerimiz vardır, çocuğun ve aile sisteminin yararına ulaşmayı hedeflediğimiz davranışlar vardır. Bu hedeflere ulaşma sürecinde terapist ne anne-baba ne de öğretmen rolünde oyun terapisinde. Sabırlı, çocuğun hızında ilerleyen birisi. Bunun dışında empatik, ilgili, samimi ve dürüst. Terapide çoğunlukla çocuğa uyum sağlanır, sözel ifadelerle çocuk kısıtlanmaz, yargılanmaz. Güvenli ve koşulsuz bir kabulün olduğu bir ortam sağlanır terapist tarafından. Seansı çocuğun yönetmesine izin verir, onun önünü açar. Amacı, konuşmak değil, konuşturmaktır. Çocuğun problemine değil, çocuğa odaklanır. Onun bilgeliğine ve kendi kendini iyileştirme gücüne güvenir. Bu bahsettiğim ilkeler çocuğu merkeze alan oyun terapisi sürecinde benimsenir. Bunun dışında, bazı durumlarda çocuğun aktif olarak yönlendirilmesine de gereksinim duyabilir terapist, öyle zamanlarda daha farklı bir rolü ve yöntemi benimser diye” konuştu.

“ÇOCUKLARIN HEPSİNE SAYGI DUYMAMIZ GEREKİYOR”

Fen-Edebiyat Fakültesi’nde konuşan Kayar, açıklamalarını şu şekilde sürdürdü: “Çevreleri üzerinde yetişkinlere nazaran kontrolleri daha az olan çocukların problemlerle baş etme becerileri henüz gelişmemiştir. Bazen aile işlevselliğinin bozuk oluşu, bazen ağır yaşam olayları, bazen akranlarla ilişkili sorunlardan dolayı, bazen de duygusal ya da fiziksel bir engelden ötürü duygularını dışa vurmada zorlanan çocuk, bunu ya kendi içine yönelterek depresyon, kaygı gibi sorunlar yaşar ya da dışarıya saldırgan, yıkıcı tutumlarla belli eder. Her iki durumda da çocuğun hayatında yolunda gitmeyen bir şeyler vardır. Aile bunu fark eder ama bu sorunların nedenine dair kendisine doğru açıklama yapamaz, çocuğunun davranışlarını, düşüncelerini, duygularını okuyamaz, bu da aile ve çocuk arasında bir gerilim yaratır.Öte yandan Virginia Axline diyor ki; bize gelen çocukların hepsine saygı duymamız gerekiyor. Çünkü bu çocuklar, ümitsiz bir savaşta çırpınıp duruyorlar, kendi kendilerine bir çıkış yolu bulamıyorlar, çünkü ellerinde donanım yok. Bu noktada da çocuk psikoterapisti devreye giriyor diyebiliriz.

“BECERİLERİN GELİŞMESİNDE OLDUKÇA ETKİLİ BİR YÖNTEM”

Oyun terapisi çok geniş bir alanda kullanılıyor aslında. Öncelikli amacı çocuklara duygusal ve davranışsal problemleriyle başa çıkma konusunda yardımcı olmak. Çekingen, depresif, aşırı içe dönük, kaygılı, sosyal yönden becerileri eksik, duygusal sorunları olan çocuklarda işe yarıyor. Boşanma, deprem, kaza gibi travma yaşamış ya da istismar mağduru  çocuklarda oyun terapisi müdahalesi ile travmanın yıkıcı izlerinin yetişkin yaşama taşınması önlenebiliyor. Ayrıca otizm, özgül öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi gelişimsel psikopatolojiler, kendine zarar verme, vurma, ısırma gibi saldırgan ve yıkıcı davranışlar, uyku problemleri, okul problemleri, gibi durumlarda da olumlu sonuçlar alınabiliyor.

Bunun dışında bu tarz problemleri olmayan çocukların bile özgüvenlerinin, özsaygılarının, problem çözme ve kendilerini ifade etme becerilerinin gelişmesinde oldukça etkili bir yöntem. Sağlıklı çocuklarda; davranışsal ve düşünsel becerilerin, kişiler arası ilişkilerin, kendini ifade etme becerilerinin geliştirilmesinde işe yaradığını gösteren onlarca çalışma var.” (Mersin Times)